23.05.2018



Müzik Drama Aile Görüşleri Yararlı Bilgiler Linkler

SIKÇA SORULAN SORULAR

1) İşitme kaybına bağlı olarak dil gelişimini etkileyen başlıca faktörler nelerdir?

• Kaybın derecesi
• Kaybın tipi ve etkilediği frekanslar
• Kaybın ilerleyici olması
• Tanı zamanı
• Tedaviye başlanma zamanı
• Alınan eğitim
• Çocuğun zekası
• Ailenin yaklaşımıdır.


2) İşitme Nedir?

İşitme duyusu, dış ortamda bulunan ve ses olarak adlandırdığımız mekanik titreşimlerin dış kulak yolundan içeri girerek, iç kulağı uyarması ve oluşan elektriksel potansiyelin akustik sinir aracılığı ile işitsel kortekse taşınması sonucu ortaya çıkmaktadır.


3) Nasıl İşitiyoruz?

İşitme duyusu, ses olarak adlandırdığımız mekanik titreşimleri ortaya çıkarabilme yeteneğidir. İşitme, aşağıdaki sırayı izleyerek gerçekleşir:

Ses dalgaları dış kulağın işitme kanalından geçer kulak zarına çarparak titreştirir.

Orta kulaktaki kemikçikler tarafından yükseltilerek iç kulağa iletilir.

İç kulağa gelen ses dalgaları buradaki tüy hücreleri tarafından alınır.

Sinirler tarafından beyne taşınır.


4) İşitme Kaybının Dereceleri Nelerdir?

(-10) ile (+15) dB (desibel) arasındaki işitme seviyesi çocuklardaki normal olarak kabul edilmektedir. Çocuklar yetişkinler için kabul edilmiş normal işitme seviyelerinden çok daha hassas işitme seviyesine sahiptir. İşitme kaybının tipi ve dereceleri, uluslararası standartlara göre şu şekilde sınıflandırılmıştır.

-10 - 15 dB Normal İşitme
16 - 25 dB Çok hafif derecede işitme kaybı
26 - 40 dB Hafif derecede işitme kaybı
41 - 55 dB Orta derecede işitme kaybı
56 - 70 dB Orta-ileri derecede işitme kaybı
71 - 90 dB İleri derecede işitme kaybı
91 dB ve üstü Çok ileri derecede işitme kaybı


5) İşitme Kayıplı Çocuklar İçin İşitme Cihazının Önemi Nedir?

Erken dönemde gelişen işitme kaybı çocukların, hem iletişim becerilerini hem de okul başarılarını etkiler. Çok hafif derecedeki işitme kayıpları bile (örneğin iletim tipi kayıplar) çocuğun gelişimini pek çok alanda olumsuz yönde etkiler. 25 dB veya altında işitme eşiklerine sahip gelişme çağında olan çocuklar, normal düzeydeki bir konuşmanın tüm işitsel özelliklerini algılamada zorluk çeker.


6) Koklear İmplant Nasıl Çalışır?

Ses mikrofona gelir.

Kablo yoluyla ses mikrofondan konuşma işlemleyicisine aktarılır.

Sinyaller konuşma işlemleyicisinde filtrelenir ve analiz edilir.

İşlemlenen sinyaller kabloyla taşınır.

1. Cerrahi işlemle yerleştirilmiş olan alıcı/uyarıcı dış anten yardımıyla FM radyo sinyalleri gönderilir,
2. Alıcı/uyarıcı elektriksel sinyali elektrotun uygun bölgelerine gönderir,
3. Elektrot koklear siniri uyarır,
4. Elektriksel bilgi koklear sinirden santral sinir sistemine iletilir,

Her koklear implant kullanıcısı için implant sistemi kişiye özel olarak programlanır. Programlama odyolog tarafından yapılır.


7) İşitme Kaybının Çocuğun Gelişimine Etkisi Nedir?

İşitmenin; konuşma ve lisan gelişimini, iletişim ve öğrenmeyi olum¬suz etkilediği araştırmacılar tarafından belirtilmiştir. Ancak, işitme kay¬bının diğer gelişim alanları (zihinsel, motor ve sosyal) üzerine olan et¬kileri çoğu zaman göz ardı edilmekte ya da yeterince anlaşılamamak-tadır. İşitme kayıplı çocuk hem duyusal bozukluk hem de bu bozuklu¬ğun iletişim ve öğrenme üzerine olan olumsuz etkileri ile yaşar. Bu et¬kileri azaltmak için tıbbi, iletişim, eğitim, psikolojik ve sosyal alanlarda uzman kişilere en erken dönemde başvurulmalıdır.


8) İşitme Cihazı Nedir?

İşitme kayıplı kişilerde mevcut olan işitme kalıntısını en etkili şekilde kullanmak amacı ile ortamdaki sesi toplayıp işitme kaybına uygun olarak arttırarak işitme sistemine ileten cihazlara işitme cihazı denir.


9) Yenidoğan İşitme Taraması (YIT)Nedir?

İşitme kaybı ile doğan bebeklerin erken farkedilip erken tanılanmasını sağlamak amacıyla öncelikle doğum hastanelerinde uygulanan bir tarama programıdır . Tarama ile hedeflenen doğuştan işitme kaybı olan bebekleri saptamak , bu bebeklere yaşamın ilk 3 -6 ayı arasında ileri tetkik yöntemleri uygulayarak işitme kaybının kesin tanılanmasını sağlamak ve işitme cihazı takmak, cihaz kullanmaya başlayan bebeklere vakit kaybetmeden dil ve konuşma gelişimini sağlamak için özel eğitime yönlendirmektir.


10) YIT neden önemli?

Bebeklerin dil ve konuşma becerisini kazanması, bilişsel ve sosyal gelişiminin sağlanması için işitme duyusunun yeterli derecede fonksiyon görmesi gerekir. Çocuklarda dil ve konuşma gelişimi en hızlı 0-4 yaş arasındadır ve 6 yaşında dil gelişimi tamamlanır, bu nedenle işitme kaybı ile doğan ve geç yaşta örneğin 2.5-3 yaşında işitme kaybı olduğu fark edilen çocuğun dil ve konuşma becerisini edinmesi, yaşıtları ile aynı düzeyde gelişim göstermesi zorlaşır.Doğuştan işitme kaybı genellikle çocuk konuşma çağına gelinceye kadar farkedilmez. Eğer ailede geç konuşan kimse varsa çocuğun konuşmuyor olması önemsenmez.Yapılan çalışmalar sağlıkçıların genel olarak doğuştan işitme kaybı ve etkileri konusunda yeterince bilgi sahibi olmadıklarını bu nedenle aile işitme kaybından şüphe etse bile bilgisiz sağlıkçılar nedeniyle yanlış yönlendirmeler sonucunda teşhiste gecikildiğini göstermektedir.İşitme kaybı fiziksel olarak görünen bir engel türü değildir bu nedenle çocuk konuşma çağına geldiği halde konuşmuyorsa işitme kaybı akla gelir. Bu nedenle işitme kaybı erken tanılanması gereken bir sorundur. Yıllarca bilim çevreleri işitme engelinin erken tanılanmasını sağlayacak yöntemler ve cihazlar araştırdılar. İşitme kaybının bebeklik döneminde fark edilmesini sağlayacak uygun teknolojik araçlar uzun yıllar geliştirilmedi bu yüzden gelişmiş ülkelerde bile doğuştan işitme kayıpları ortalam 2,5-3 yaş arasında tanılanmaktaydı. Son yıllarda geliştirilen otoakustik emisyon test cihazı ile yenidoğan döneminde işitme kaybı şüphesi taşıyan bebeklerin erken tanılanması imkanı oluştu ve birçok ülke yenidoğan işitme taraması programlarını başlattı


11) 1960’lı yıllarda temelleri atılan YIT’i ülkemizde de ulusal boyutta uygulanmaya başlamasının hikayesi nedir?

Yenidoğan işitme taramaları gelişmiş ülkelerde bile son yıllarda önem kazanmıştır. Amerika Birleşik Devletlerinde yenidoğan işitme taramalarının yeni yeni yayılmaya başladığı dönemde Türkiye’de yenidoğan işitme taramaları için çalışmalara başlandı. 1995 yılından itibaren Marmara Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi Odyoloji ve Konuşma bozukluğu ünitelerinde YİT yapılmaktaydı. Doğum hastanelerinde ilk tarama programı Başbakanlık Özürlüler İdaresinin koordinasyonu, Sağlık Bakanlığı ve Hacettepe Üniversitesi Odyoloji ve konuşma Bozukluğu ünitesinin desteği ile 2000 yılında Ankara Zübeyde Hanım Doğum Hastanesinde başladı, tarama için gerekli cihazlar Ankara Koru Rotary Klübü tarafından temin edildi . Pilot çalişma olarak başlayan tarama programının ülke genelinde yaygınlaşması için Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığının girişimiyle 2004 yılında Ulusal Yenidoğan İşitme Taraması projesi oluşturuldu .Sağlık Bakanlığı ve Üniversitelerimizin ilgili birimlerinin işbirliği ile ilk aşamada farklı bölgelerden 10 ildeki doğum hastanelerinde YİT başladı. Zaman içinde tarama yapılan illerin sayısı artırıldı ve bugün tüm illerimizde YİT yapan doğum hastanesi bulunmaktadır.


12) Peki Siz, YIT’in ülkemizde yaygınlaşması için neler yaptınız?

1998 yılında Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı Erken tanı Şube müdürü olarak göreve başladığımda en öncelikli hedefim ülkemizde Yenidoğan işitme taraması programının doğum hastanelerinde uygulanmasını sağlamaktı. Çalıştığım kurum özürlülük alanında kurumlar arası koordinasyon ve işbirliği sağlamakla yükümlüydü .işitme kayıplarının tanısı ve rehabilitasyonu Odyoloji ve konuşma Bozukluğu ünitelerinde yapıldığı için Sağlık Bakanlığına bağlı doğum hastanelerinde YİT programının oluşturulması, tarama sonrası tanı ve tedavinin yapılabilmesi için üniversitelerin işbirliği gerekmekteydi bu nedenle Özürlüler İdaresi adına projenin oluşturulması ve uygulanmasında koordinasyon görevini yürüttüm.


13) YIT nasıl yapılır? Ne zaman yapılmalı?

Yenidoğan işitme taraması uygulamaları otoakustik emisyon test cihazı ile yapılır. Bebek doğduktan sonra ilk 72 saat içinde hastaneden taburcu olmadan önce uygulanır. Bebeğin kulağına takılan tarama cihazına bağlı bir kulaklıkla işitme test edilir ,yöntem çocuğa hiçbir zarar vermez.


14) YIT’den elde edilen sonuç ne anlama geliyor?

Otoakustik emisyon test cihazı bir tarama cihazıdır. Sonuçları kesin teşhis anlamına gelmez. Cihaz sonuçları geçti kaldı şeklinde gösterir. Test sonrası kalan bir bebekte mutlaka işitme kaybı vardır denemez .Bebeğin kulağında buşon veya sıvı varsa test olumsuz çıkabilir. Bunun tersi durumlarda olabilir bebeğin test sonucuna göre işitmesinde sorun olmadığı varsayılır ama çocukta ileri yaşlarda ortaya çıkan kalıtsal bir işitme kaybı olabilir yada nöropati, işitsel işlemleme bozukluğu gibi daha az rastlanan farkli işitme kayıpları olabilir.Bu nedenle tarama tekrar edilmeli ve işitme kayıpları hakkında aileler bilgilendirilmeli


15) Sadece YIT yapmak başarı mıdır? Sonrasında neler yapılmalı.

Yenidoğan işitme taraması işitme kaybının erken fark edilmesini sağlamak amacıyla yapılır. İşitme kaybı erken fark edilen bebeklerin dil gelişim dönemi içinde işitme cihazı kullanmasını sağlamak, dil ve konuşma gelişimini kazanması için özel eğitime yönlendirmek gerekir. İşitme taraması sonrasında kalan bebeklerin ileri tetkikleri yapılmakta işitme cihazı için devlet desteği sağlanmaktadır. 2006 yılından bu yana ücretsiz özel eğitim imkanıda sağlanmıştır. Bu nedenle çocuğunda işitme kaybı olduğunu öğrenen aileler kendilerine sağlanan imkanları değerlendirdikleri takdirde çocuklarının işiten çocuklar gibi dil ve konuşma gelişimini edinmelerini sağlayabilirler.


16) Yenidoğan tüm bebeklere neden işitme taraması yapılmalı?

Doğuştan işitme kaybı her bin bebekten ikisinde görülür. . Ailesinde işitme kayıplı olan, doğum öncesi veya doğum anında travma geçiren ,kan uyuşmazlığı,enfeksiyon, sarılık, ilaç kullanımı gibi riskli bebeklere mutlaka işitme taraması uygulanmalıdır. Ancak herhangi bir sorunu olmayan bebeklerede işitme taraması uygulamak gerekir çünkü işitme engeli ile doğan bebeklerin %60 ının ailesinde işitme kaybı olmadığı görülmüştür bu nedenle işitme engeli riski her bebek için söz konusudur.


17) Bebeğin YIT’den kalması ne anlama geliyor.

Yenidoğan işitme taraması sonuçları kesin teşhis anlamına gelmez kesin tanı için ileri odyolojik tetkiklerin yapılması gerekir. Bebekte işitme kaybının kesin tanısını koymak için mutlaka profesyonel bir Odyoloğun değerlendirme yapması gerekir bebek tarama testinden kalmışsa ilk üç ay içinde kesin teşhisi konmalı ve 6 aylık olmadan cihazlanmalıdır.


18) İşitme kaybı tanısı alan bir bebeğe nasıl yaklaşılmalı?

Uzman Odyolog tarafından işitme kaybı olduğu kesinleşen bir bebeğe hemen işitme cihazı takılmalı ve anne işiten bir bebeğe nasıl davranıyorsa öyle davranması söylenmeli, bebeği ile sürekli konuşması gerektiği anlatılmalıdır. Bebeğinde İşitme kaybı olduğunu öğrenmek aile için çok yıkıcı olabilir bu nedenle aileye işitme kaybı hakkında bilgilendirme yapmalı ve ailenin yapabilecekleri anlatılarak olumlu örnekler gösterilmelidir. Milli Eğitim Bakanlığının onayı ile kurulmuş ve ücreti devlet tarafından desteklenen özel eğitim merkezlerinden destek eğitim hizmeti alma hakkı olduğunu aile bilmelidir. Ayrıca üniversitelerin odyoloji ve konuşma bozukluğu merkezlerinde bulunan eğitim üniteleri tarafından çocuklarının dil gelişimi ile ilgili takip ve yönlendirme desteği alması gerektiği anlatılmalı bu şekilde çocuğunun dil ve konuşma gelişimindeki eğitim uygulamalarının değerlendirmesini yaptırması sağlanmalıdır.


19) İşitsel – Sözel Terapi, Diğer Terapi Tiplerinden Ne Şekilde Farklılaşmaktadır?

Pek çok terapist, işitme bozukluğu yaşayan çocukların iletişim becerilerini ilerletmek maksadıyla, çeşitli hizmetler sağlamaktadırlar. dünya çapında yaklaşık 205 profesyonel, İşitsel-Sözel terapi sertifikasına sahiptir. Bu terapistler, herhangi bir çocuğun, konuşmayı ve okulda bir şeyler öğrenmeyi başarabilmek adına birincil duyu olarak işitmeyi kullanmasını en üst seviyeye çıkarmak için gerekli olan terapi seanslarını, ebeveyn eğitimlerini ve eğitsel hizmetleri sağlayacak şekilde donatılmışlardır.


20) İşitsel – Sözel Terapileri Kim Sağlamaktadır?

Sertifika sahibi İşitsel-Sözel terapistler, özellikle bu iş için eğitilmişlerdir. Bazı terapistlerin sertifikaları olmamasına karşın, İşitsel-Sözel Terapi ilkelerini takip etmektedirler ve bu yaklaşım içerisinde özel bir eğitim almışlardır.


21) Söz Konusu İşitsel-Sözel Hizmetler, Çocuğumun Okulunda Neden Sağlanmıyor?

İşitsel-Sözel terapistin kritik rolü, her bir çocuğun eğitsel ihtiyaçlarını karşılamak adına, okul personeli için destek hizmetleri sağlamaktır. Bu hizmetler, sınıf gözlemlerini, dile ve müfredat değişikliğine ilişkin hizmet-içi önerileri ve de tanıtma amaçlı öğretim seanslarını içermektedir.


22) İşitsel – Sözel Hizmetler Diğer Yöntemlerle Birlikte Kullanılabilmekte Midir?

İşitsel-Sözel felsefe, öğrenmenin birincil aracı olarak işitmenin maksimum kullanımını başarmak amacıyla desenlenmiş bir ilkeler setidir. İşaret dili ve ipucuna dayalı konuşma gibi formülüze edilmiş görsel iletişim sistemlerini kullanmamaktadır. Araştırmalar, işaret dilini kullanmayan çocukların, işitme ve konuşma becerilerini çok daha sofisitike bir şekilde geliştirebildiklerini göstermiştir. Çocukla, aileyle ve yaşanılan toplulukla ilgili özelliklerin dikkate alınarak, bu yaklaşım üzerinde bireye/vakaya özel oynamalar veya değişiklikler yapılması önerilmektedir.


23) İşitsel-Sözel Terapiye Başlamanın En İdeal Yaşı Nedir?

Hiçbir bebek, böylesi bir yaklaşımla çalışmak için küçük değildir. Bebeğe, uygun işitme cihazı takılır takılmaz, terapi başlamalıdır. Özellikle, bebeklik döneminde, insan beyninin çok hızlı bir şekilde öğreniyor olmasından dolayı, bu kritik yıllar, terapinin başlatılması ve ebeveyn eğitimine acil bir şekilde geçilmesiyle, boşa harcanmamalıdır.


24) Bir Çocuk, Hedeflenen Terapiye Ne Sıklıkla Gitmelidir?

Pek çok şehirde, çocuklar, genellikle haftada bir ya da iki saat süreli terapiler almaktadırlar. Çocukların terapistlerle gerçekleştirdikleri seanslara aileler de katılmaktadır. Uzaklık dolayısıyla sıkıntı yaşayan aileler, seanslara daha seyrek katılmaktadırlar (iki haftada bir gibi). Çocuğun almakta olduğu terapi miktarı, çocuğun sergilediği ilerlemenin birincil faktörü değildir; bunun yerine, ebeveynlerin, çocukları ile birlikte diyalog kurmak ve dil öğrenmek adına harcadıkları süre çok daha belirleyici etki yapmaktadır.


25) İşitsel-Sözel Yönetimin Uygulanması ile Ne Gibi Sonuçlara Ulaşılabilmektedir?

Tüm Kuzey Amerika’da yer alan İşitsel-Sözel programlardan mezun olmuş çok ileri derecede işitme kayıplı bir kuşak, oldukça ciddi ve dikkatli bir çalışmadan geçmiştir (Goldberg ve Flexer, 1992). Bu deneklerin, işitme cihazları kullanılarak eğitilmiş olmalarına ve koklear implantların sahip oldukları avantajlardan faydalanmamış olmalarına karşın, büyük çoğunluğunun, kendilerini etraflarındaki işitebilen dünyanın bir parçası olarak algıladıkları, normal eğitim aldıkları, işaret dilini kullanmadıkları, mesaj atmak ve almak için telefon kullandıkları ve istedikleri kariyerin peşinden gidebildikleri saptanmıştır. İşitsel-Sözel eğitimin sonuçları, çocuğun yaşına, çoklu engellilik durumunun varlığına, ebeveyn katılımına, uygun hizmetlerin elde edilebilirliğine, eğitsel programların türüne ve diğer faktörlere bağlı olarak değişiklik göstermektedir. İşitsel-Sözel eğitimin amacı, çocuğun, işitme beceri kullanımını en üst seviyeye çıkarmaktır. Her bir çocuk, bu uygulamaya, kendilerine özgü şekilde tepki/yanıt vermektedir.


26) İŞİTSEL – SÖZEL TERAPİST NEDİR?

• İşitsel-Sözel Terapistler, konuşma patolojisi, odyoloji ve işitme engelliler eğitimi gibi bir ya da daha fazla alanda eğitim almış profesyonellerdir.
• İşitme bozukluğu yaşayan çocuklara yönelik konuşma, dil ve eğitim programı geliştirmek maksadıyla, ilk olarak, bir İşitsel-Sözel terapi programı önermektedirler.
• İşitsel-Sözel terapistler, herhangi bir yaşam deneyiminin işitsel bileşenine vurgu yapmakta ve hem konuşmak hem de konuşulanı anlamak için, sesin kullanımını geliştirmeye çalışmaktadır.
• İşitsel-Sözel terapistler, işitme bozukluğu bulunan çocukların sözel gelişimlerini en üst seviyeye çıkarma yolunda, konuşma seslerinin akustik vurgusunun ve dil özelliklerinin kullanımı konusunda uzmandırlar.
• İşitsel-Sözel terapist tarafından kullanılan yol gösterici ilke, tüm terapatik ve eğitsel kararların, işitme bozukluğu bulunan kişinin, işitebilen-konuşabilen topluma maksimum katılmasını sağlayacağı yönündeki düşüncedir.




Özel Fonem Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi
Adres: Kazakistan Caddesi (Emek 4. Cadde) 49. Sokak (Eski 42. Sokak) NO:15/19-20 Bahçelievler - ANKARA
Telefon : 0 (312) 213 2006 Faks : 0 (312) 213 2006