15.08.2018



Müzik Drama Aile Görüşleri Yararlı Bilgiler Linkler

KONUŞMA BOZUKLUKLARI

Konuşma Bozuklukları

Sözel tanımlar, kişinin sosyal davranışları içerisinde en önemli yeri tutanlardan biri durumundadır. Konuşup dinleyerek, okuyup yazarak kültürel gelişimimizi sağlamaktayız. Konuşma sosyal yaşamda, insan ilişkilerinde en etkili elemanlardan bir tanesidir.

Konuşma Bozukluğu:

Konuşmadaki kabul edilebilir değişiklik aralığından sapmadır ve ses, fonem ya da ritmin üretiminde sorun yaşanmasıdır. Konuşmanın bozuk olmasını sağlayan faktörler;

  • A. Organik nedenler,
    • Konuşma mekanizmasındaki fiziksel anomaliler,
    • İşitme kaybı
    • Ses tellerindeki yetersizlik,
    • Dolaşım sistemine bağlı beyin hastalıkları,
    • Darbe ve beyin felci sayılabilir.
  • B. Taklitlerin de konuşmanın bozulmasında etkisi çok fazladır.
  • C. Psikolojik nedenler.

Bu üç faktörün dışında zekâ, eğitim ve fiziksel problemler konuşmanın bozuk olmasında rol oynarlar. (Bknz. Yararlı Bilgiler)

Konuşma bozukluklarını tanımlamada, teşhis, tedavi ve rehabilitasyon programı için konuşma seslerinin yerini bilmek gerekir. Bu organlar gırtlaktan başlar, dil, diş ve dudakları da içine alır. Bunları çevreleyen diğer dokularda önemlidir (yanaklar vb.). Her sesin üretimi için bütün organlar birlikte çalıştığı gibi bazen kısmi bir çalışmada söz konusu olabilir. Konuşmada ağız boşluğunun önemi büyüktür, dil önemlidir. Ağız tabanının 2/3’si sert damak, 1/3’ i yumuşak damaktır. Yumuşak damaktaki yetersizlikler, rezonans dengesini bozup ortadan kaldırır. Dudaklar kas yönünden zengindir. A-e-ö-ü vb. sesli fonemler, ağız içi basıncın dudak tarafından şekillenmesiyle ortaya çıkar. M-n de burun titreşimi söz konusudur. Dişler de fonemlerin çıkarılmasında önemli yere sahiptir.

Konuşma seslerinin çoğunluğu dudak, dil, yumuşak damak vb. yapılar tarafından üretilir. İnsanların üretebildiği sese fonem denir ve fonetik yapıda kendine özgü yeri vardır. Bunlar, sesli ve sessiz olarak ikiye ayrılır. Sesli fonem ağız içi rezonansından kaynaklanır. Ağız içi rezonans, ses tellerinden gelen ses enerjisi ile titreşir. Özellikle dil sesli fonemlerin çıkarılmasında ağız içi hacminin değişmesini sağlayarak fonemin frekans ve ranjını değiştirebilir. Bu olaya yüz kemikleri, burun, sinüsler de katılırlar. Sessiz fonemlerde gırtlaktan gelen ses enerjisi artikülatör organların sürtünmesi ile şekillenir.


ARTİKÜLASYON BOZUKLUKLARI (Sesletim –Sesbilgisi )

Uç konuşma organlarının organik lezyonlarına bağlı olarak ortaya çıkabilecekleri gibi merkezi patoloji kökenli de olabilirler.


Fonksiyonel Artikülasyon Bozukluğu

1. Yapısal, işitsel, entelektüel ve nörolojik bir defekt yoktur.

2. Çoğu kez bunlardan hiçbirinin olmamasına karşın konuşmaya normalden geç başlanır.

3. Yavaş bir konuşma gelişimine rağmen zamanında spontan olarak gelişime doğru bir gidiş vardır. Ancak sıklıkla gelişme tamamlanamaz, konuşma mükemmel değildir.

4. Bozukluklar genellikle yerdeğiştirme ve atlama şeklindedir. Yerdeğiştirme /p/-/f/, /b/-/v/, /t/-/k/, /d/-/g/ fonemleri arasında yapılır. Atlama /j/ ve /h/ fonemlerinde yapılır.

5. Bozukluk zaman zaman düzelir.


Dişler ile İlgili Artikülasyon Problemleri

- Diş Yokluğu: Çocukluk dönemindeki aşırı diş yokluğu z,s üretimini etkilemektedir. Erken diş kaybı, dil hareketlerinde yanlış alışkanlıklara neden olmakta ve bu durum kalıcı dişler çıktıktan sonra da sürmektedir.

- Diş Eğriliği: Kişisel diş pozisyonu bozukluğu dil ve dudakların normal pozisyonunu önleyebilir, buna bağlı olarak artikülasyon bozukluğuna neden olabilir.


KEKEMELİK (Akıcı Konuşma Bozukluğu)

Normal konuşma, konuşmanın akışının farklı biçimlerde yorumlanmasıdır. Arada bir hepimiz seslerin yerini karıştırır, cümlede yanlış yerde durur, uygunsuz vurgu yapar veya kelime ve hecelerde tekrarlar, geriye dönüşler, dil sürçmeleri; çeşitli sesler çıkartarak akıcılığı bozabiliriz. Konuşma çabaları çok şiddetli ve akıştaki bölünmeler çok olduğu zaman, dikkat çektikleri için dinleyiciler tarafından bozukluk olarak algılanır. Konuşma, bir ip gibi dümdüz, kusursuz değildir. Bu yüzden her zaman aynı akıcılıkta olmalı şeklinde bir kural yoktur.

Normal Akıcılık Bozuklukları - konuşma ritminde duraklamalar - 2- 6 yaş arasında sıklıkla görülür. Çocuğun dil gelişimi sürecinde yaşadığı tedavi gerektirmeyen normal duraksamalardır. Buna “normal akıcılık bozukluğu denir. Hemen hemen her çocukta görülebilir. Aileler bu duraksamalar üzerinde çok durmaz ve çocuğun kendine güvenini sarsacak; “Yavaş konuş”,”Sakin ol!”,”Öyle konuşma!” gibi söz ve tutumlardan uzak durduklarında bu süreç daha rahat atlatılmakta ve akıcılık bozukluğu kalıcı hale gelmemektedir.

D.S.M. IV psikiyatrik tanı kriterlerine göre; kekemelik, yaşına ve lehçesine uygun gelişimsel olarak çıkartması beklenen konuşma seslerini çıkartamaması, konuşmanın olağan akıcılığında ve zamanlama örüntüsünde bozukluk olması durumudur. (D.S.M. IV, 1994, S.449). Ayrıca kekemelik; konuşmadaki akıcılığın bozulması, bunlara verilen psikolojik (Konuşmaktan çekinme, konuşurken hata yapmaktan korkma) ve motor reaksiyonlarla (Vücudun çeşitli yerlerinde oluşan tikler), konuşmadaki uzatmalar, tekrarlar ve duraklamalarla kendini gösterir. Bunlar genellikle: Hece-ses uzatma (v-v-v-ver), kısa kelime tekrarı (al-al-al), ses uzatma (Ssssssabah), durma –bloklamalar (okk-ula ge-geldim) şeklinde olabilir. (Bknz Yararlı Bilgiler)

Akıcılıktaki bozulmaya karşı verilen tepkiler şunlardır;

i) Psikolojik Tepkiler: Konuşmaktan kaçınma, konuşmaya başlangıçta ya da devam ederken yoğun stres ve anksiyete.

ii) Motor Tepkiler: Vücudun çeşitli bölgelerinde meydana gelen tiklerdir. (Ekstremiteler, baş, boyun, çene)

Kekemelikte kalıtımın rolüne bakıldığında yapılan aile çalışmalarında görülmüştür ki; ailede kekemeliğin bulunması, bulunmamasına oranla çok daha fazla risk taşımaktadır.

Kekemelik ve zekâ ile ilgili yapılan araştırmalarda ulaşılan sonuçlar göstermiştir ki; zekânın kekeleme veya akıcı konuşma üzerinde direk etki yaratmak değil de; dil süreçleri, duyusal-motor beceriler ve algılamada farklılık yarattığı gözlenmiştir.

Okul performansında anlamlı bir farklılık yoktur. Sadece sözlü ve yazılı sınav performanslarında değişimler görülmektedir. Beklendiği üzere sadece sözlü sınavlarda dezavantaj olabilmektedir.

Kekemeliğin Gelişimsel Evreleri ve Davranış Düzeyleri:

1. Normal Akıcılık Bozukluğu 1,5-6 yaş süreci içersinde görülebilir ve doğaldır.

2. Sınır Düzey Kekemelik 1,5-6 yaş,

3. Kekemelik Başlangıcı 2-8 yaş,

4. Orta Düzey Kekemelik 6-13 yaş,

5. İleri Düzey Kekemelik 14 yaş ve + arasında görülür.

Kekemeliğe Neden Olan Çevresel Faktörler:

1. Sürekli konuşmaları kesen, müdahale eden aile fertleri olabilir,

2. Ev çevresi çok eleştirel olabilir.

3. Yakın çevrede (Sıkça sosyal ilişkide bulunduğu çevrede) kekeme birinin bulunması

Kekemeliği Neler Arttırabilir:

I. Telefon görüşmeleri,

II. Önemli bir şey söylemek isterken,

III. Zaman yetersizliğinde,

IV. Kekeleyen kişiyi zor anlayacağı düşünülen birileri ile konuşulduğunda,

V. Önemli bir şahıs ile konuşulduğunda,

VI. Geniş bir dinleyici kitlesine konuşulduğunda

Kekeme Çocuklarda Aile Eğitimi: İlk olarak; çocuğun konuşmasındaki takılma ve tekrarlamaları sorun edilmemelidir. Konuşma çocuk açısından ödüllendirici hale getirilmelidir. Aile, çocuğa iyi bir dinleyici olmak için elinden geleni yapmalıdır. Konuşmanın, aile ve çocuğun kişisel bir paylaşımı olması için, aile elinden geleni yapmalıdır. Ebeveynler konuşurken kendini çocukla paylaşmalıdır ki O’da konuşurken kendisini ebeveynlerle paylaşsın!

Aileler Nasıl Yardımcı Olabilir? Ebeveynlerin konuşması çocuğu her zaman etkiler. Bu yüzden de ailelerin çocuklarını uyarmak veya söylemelerinden ziyade; kendi hareketleri ile örnek olmaları, göstermeleri daha etkili olmaktadır. Bu yüzden: Ebeveynler sürekli endişelenmemelidir. Ailenin rahat ve sakin olması çocuğu da etkileyecek ve rahatlatacaktır.

Ebeveynler Kekemeliği Olan Çocuklarıyla Konuşurken, Şunlara Dikkat Etmelidir: Konuşurken zaman zaman duraklamalıdır, yavaş konuşulmalıdır, kısa -basit cümleler kurulmalıdır, çocuğun ilgisi olan konularda konuşulmalıdır. Sürekli endişelenerek çocuğunuzun gelişimini yavaşlatmayın, bunun yerine kendinizin ve çocuğunuzun konuşmasını yavaşlatın. Tüm aileler tarafından kekemeliğin bütünsel bir süreç olduğu unutulmamalıdır.


İŞİTME KAYBINA BAĞLI KONUŞMA BOZUKLUKLARI

Çocukluk çağında meydana gelen anlamlı bir işitme kaybı, konuşma gelişimini ve algılamasını etkilemektedir. Konuşma işitme kaybının miktarı ve derecesine bağlı olarak değişmektedir. Buna göre;

  • 0-30 dB kayıpta konuşma problemi beklenmez.
  • 30-55 dB kayıpta bazı artikülasyon problemleri gelişir.
  • 55-70 dB kayıpta artikülasyon ve ses bozuklukları beklenir. Kelime hazinesi yetersizdir.
  • 70-90 dB kayıpta bozuk artikülasyon ve ses kalitesi, lisan gelişiminde eksiklikler beklenir.

ZİHİNSEL GERİLİĞE BAĞLI KONUŞMA BOZUKLUĞU

Zihinsel gerilik karşımıza çıkan lisan geriliği, donuk zekânın ifade etmede yarattığı güçlükle ilişkilidir. Araştırmalar IQ ile konuşma yeteneği arasında pozitif bir ilişkinin varlığını göstermiştir. Bu tür çocuklarda tam lisan yokluğuna da rastlarız. Artikülasyon, dil bilgisi, ek bozukluğu ve kekemelik çok sık görülür. (Bknz Yararlı Bilgiler)


YARIK DAMAĞA BAĞLI KONUŞMA BOZUKLUKLARI

Yarık damak konuşması, yumuşak damaktaki fonksiyonel eksiklikten kaynaklanan şiddetli bir artikülasyon ve ses bozukluğudur. Yarık dudak ve damakta anne karnındaki gelişim bir yerde bozulmuştur. Yarık damağın ortaya çıkarttığı konuşma bozukluğu, yarığın pozisyonu ve büyüklüğü ile direk ilişkilidir. Hemen hemen bütün yarık damak konuşmaları ilk duyuşta aynı gibidir. Ancak genel olarak büyük ses gürlüğü ve artikülasyon farklılıkları vardır. Konuşma terapisinin tamamlanabilmesi için, cerrahi ve cerrahi sonrası tedavinin son şeklini alması gerekmektedir. Cerrahi yaklaşımda yarık damağın doğurduğu beslenme, iltihap, estetik gibi problemlerin giderilmesi kadar, ses ve konuşmayı sağlayan kısımların da iyi bir şekilde ele alınması gerekir. Özellikle yumuşak damaktaki geniş yara izleri ileride düzeltme imkanı olmayan ses bozukluklarına yol açabilir.

Elçin ORÇAN

Uzman Odyolog


KAYNAKÇA

1. Kersner M., Wright J. Speech and Language Theraphy, London; David Fulton Publishers; 2001.

2. Bernthal J.E., Bankson N.W. Articulation and Phonological Disorders, Pearson; Fifth Edition, 2003.

3. Golding-Kushner K.J. Therapy Techniques for Cleft Palate Speech & Related Disorders, Singular, 2001.

4. Schwartz H.D. A Primer for Stuttering Therapy, Ally ana Bacon, 1999.

5. Kara E. Kekemelik Konulu Eğitim Semineri, Gazi Üniversitesi Odyoloji, Konuşma ve Ses Bozuklukları Bölümü, 2004.



Özel Fonem Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi
Adres: Kazakistan Caddesi (Emek 4. Cadde) 49. Sokak (Eski 42. Sokak) NO:15/19-20 Bahçelievler - ANKARA
Telefon : 0 (312) 213 2006 Faks : 0 (312) 213 2006